Bugun...


Şuayip Özden Güven

facebook-paylas
MUHASEBENİN ÖNEMİ VE SEKTÖREL MUHASEBENİN İNŞAAT MUHASEBESİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
Tarih: 24-07-2020 15:12:00 Güncelleme: 24-07-2020 15:12:00


Giriş

            Sözlük anlamı hesaplaşma, karşılıklı hesap görme, hesap işleriyle uğraşma, hesapların bütünü, hesap işlerinin yürütülmesidir. Muhasebe, işletme ile ilgili mali bilgilerin toplanması, tahlil edilmesi, ölçülmesi, kaydedilmesi ve işletme yöneticilerinin yararlanabileceği mali tablolar şekline (raporlama) getirilmesi işlemlerinin tümüdür. Muhasebe "işletmenin dili" olarak da ifade edilmektedir. Muhasebe hem işletme sahip ve yöneticileri hem de işletme dışındakiler açısından önemlidir. Muhasebenin görevi sadece işletme yöneticilerini bilgilendirmek değildir. Yöneticilerin yanında işletme ile ilgilenen pek çok kişi ve gruplar bulunmaktadır. Özetle muhasebe, işletmenin varlıkları ve kaynakları üzerinde değişmeye neden olan mali nitelikteki ve para ile ifade edilen işlemlere ait bilgileri belgelendirmek, kaydetmek, sınıflandırmak, özetlemek, analiz etmek ve yorumlamak suretiyle ilgili kişi veya kurumlara raporlar halinde sunan bir sistem ya da bir bilim dalıdır.

Muhasebe Neden Önemli

            Muhasebe işletmenin “dolaşım sistemi” muhasebe uzmanı da “işletme doktoru” olarak ifade edilmektedir. Gerçekten de insan vücudundaki besinler dolaşım sistemi aracılığı ile organlara nasıl ulaşıyorsa işletmelerde de ilgililerin ihtiyaç duydukları bilgiler muhasebe sistemi aracılığı ile sağlanmaktadır. Türkiye’de muhasebe için, işletme ile ilgili mali/finansal nitelikli olaylar ve bu olaylara ilişkin kayıt, rapor-özet, analiz ve yorum zinciri şeklinde tanımlama yapılmaktadır. Tanımsal düzeyde, muhasebeyi sadece işletme faaliyetleri çerçevesinde ele alan bu anlayış, muhasebenin toplumsal gelişime sunacağı katkıyı sınırlandırabilmektedir. Söz konusu sınırlandırmanın yaşanmaması adına, muhasebenin sadece işletme ve işletme faaliyetleri ile değil tüm toplumsal ve bireysel ekonomik ve sosyal faaliyetler için kullanılabilecek yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bu anlayışla ele alınacak muhasebe; tanımsal düzeydeki “işletmenin dili” benzetmesini, kayıt kültürü, ölçü, hesap, denge-denetim, hak- hukuk, adalet, hakkaniyet, açıklık, doğruluk, gerçek resim vb. açılardan “toplumsal gelişmenin refleksi/aynası” biçimine dönüştürecektir. Muhasebe, toplumsal gelişim için oluşturulacak proje ve girişimlerde sunacağı tam, adil, doğru, tarafsız, zamanlı ve gerçek resmi ortaya koyabilecek nitelikteki bilgilerle önemli katkılar sunabilir. Çünkü muhasebe, yazılı bir bellek oluşturma, karşılaştırma, denetleme, hesaplaşma, dengeleme, geleceği tahmin edebilme ve planlama konularında toplumsal gelişime yardımcı olabilecek yapıya sahiptir.

            Muhasebe, literatürde değişik bakış açılarının doğal sonucu olarak nispeten farklı ifadelerle ele alınsa da özü itibariyle işletme ile ilgili mali/finansal nitelikli olaylar ve bu olaylara ilişkin kayıt, rapor-özet, analiz ve yorum zinciri şeklinde tanımlandığından muhasebeyi sadece işletme faaliyetleri ile sınırlandıran bir anlayışa hapsetmiştir. Elbette bilimi, eğitimi, uygulaması ve mesleği ile muhasebe, kendi kavram ve kültür dünyasını bir diğer ifadeyle sınırlarını belirlemektedir. Ancak işletme faaliyetleri ile sınırlandırılmış sözkonusu anlayış, muhasebenin toplumsal gelişime sunacağı katkıyı da sınırlı gösterebilmek yanılgısı oluşturabilmektedir. Toplumsal gelişme düzeyinin belirlenmesinde milli gelir seviyesi artık tek başına nasıl yeterli bir ölçüt olarak kabul görmüyorsa; gelinen noktada muhasebeyi sadece defter tutma ve işletme düzleminde değerlendiren anlayış ta bu çerçevede eksik görülmelidir. Bu bağlamda muhasebe, (doğal olarak fonksiyonları; kaydetme, sınıflandırma, raporlama, özetleme, analiz ve yorumlama) sadece işletme ve işletme faaliyetleri ile değil, tüm toplumsal ve bireysel faaliyet ve gelişmeler için kullanılabilecek, bir anlamda toplumsal gelişmeye hizmet edebilecek yapıya kavuşturulmalıdır. Böyle bir anlayış değişikliği; tanımsal düzeyde muhasebe için “işletmenin dili” benzetmesini, kayıt, ölçü, hesap, denge-denetim, hak- hukuk, adalet, hakkaniyet, açıklık, doğruluk, gerçek resim vb. açılardan “toplumsal gelişmenin refleksi/aynası” biçimine dönüştürebilecektir. Muhasebenin yeterince gelişmemiş olduğu toplumlarda sağlam bir hukuk düzeninin de olamayacağını dile getiren Sürmen (2016: 15) muhasebenin kısaca “denge, ölçme, hesabını bilme, hesap verme, durum bilme, açıklık, doğruluk vb.” olduğunu ifade eder. Kuşkusuz önemli olan, sözkonusu denge, ölçü ve diğer hususların sadece işletme düzeyinde değil tüm toplum katmanları ve bireyler için geçerli olmasıdır. Toplumsal gelişmenin “ekonomik” ve “bilimsel” bileşenlerle mümkün olabileceğini “Muhasebe Felsefesi” adlı çalışmasında dile getiren Yaz (2014: 11-13), ekonomik bileşenin “muhasebe temeli” üzerinde yükselen üretim sistemleri, sermaye hareketleri, mülkiyet meselesi, vergi politikası ve ticari ilişkiler; bilimsel bileşenin ise “felsefe temeli” üzerinde yükselen siyasal zemin, güzel sanatlar, hukuk ve kültürel referanslardan meydana geldiğini ileri sürmektedir. Yaz, muhasebenin toplumsal gelişmedeki önemini ise, ağırlıklı olarak Türkiye özelinde, şu şekilde özetlemekte; “Yazı yokken hesap vardı, yine yazı yokken düşünme vardı. Fakat son üç yüz yılda başta düşünme yeteneğimiz olan felsefeyi, beraberinde ekonomik hayatımızın refleksi olan muhasebeyi günlük hayatımızdan bilinçli bir şekilde çıkararak hem ruhen hem madden çırılçıplak kaldık.” ve bu özeti tamamlayıcı nitelikteki “muhasebenin ‘boş işler’, felsefenin ‘boş laflara’ işaret ettiği toplululukların içine düştüğü başıboşluk tesadüf değil” tespitine yer vermektedir. Konuyu sosyoloji ve muhasebe ilişkisi içinde ele alan Wollmer (2003: 353) ise son dönemde muhasebenin sosyolojiye olan ilgisinin artmasına karşılık, Weber'den bu tarafa sosyolojinin büyük ölçüde muhasebeyi ihmal ettiğine dikkat çekmektedir. Kuşkusuz toplumsal gelişme ve muhasebe gelişimi birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Toplumsal gelişmeyi etkileyen ekonomik, siyasal, sosyal ve çevresel bir çok dinamik muhasebenin bugünlere ulaşmasında önemli etkiler meydana getirmiştir. Tersinden, muhasebenin (yazının, kaydın, hesap/laşma kültürünün) toplumsal gelişmede katkısı da çok ama çok önemlidir. Şöyle ki toplumsal gelişmenin mihenk taşlarından yazı ve rakamların icadını muhasebeye bağlar, bazı muhasebe tarihçileri ve “yazı ve rakamların insanların hesaplaşma (muhasebe) ihtiyacından doğmuş ve gelişmiş olduğunu ileri sürer.” (Can, 2007: 2).

            Bu görüş ve iddia, aşağıdaki kısa ve basit biçimde oluşturulmuş örnek olay ışığında test edilebilir: Örnek olay; “1980’ler Türkiye’si, Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir köyde ikamet eden bir aile… Ailenin askerde veya gurbette bir yakını bulunmadığı için mektup yazma veya öğrenim gören bir bireyi bulunmadığı için ders ve ödevleri için yazma ihtiyacı sözkonusu değil. Bu aile için “yazı, yazma araçları kalem ve kağıt” ne için kullanılabilir? Şayet aile bireyleri içinde günlük, hikaye veya roman yazımı ile ilgilenen birisi de yoksa, akraba ve komşularla olan borç-alacak ilişkisi ve/veya yine bu kapsamda hayvanların yiyeceği ile ilgili ödünç alma-verme işlemine dayalı ot, saman, yem, kepek vb. unsurların miktar ve tutarları yazı yazma ihtiyacını doğurabilecek hususları oluştururdu.

İŞLETME YÖNETİMİNDE MUHASEBENİN ÖNEMİ
 

            Bir işletmede;üretim, pazarlama,muhasebe, finansman,Ar-ge, sevkiyat gibi ana bölümler ile halkla ilişkiler ve yardımcı hizmet bölümleri bulunur. İşletmeyi yönetmek demek; işletmedeki tüm birimlerin işini yürütmek,bunlar arası koordineyi sağlamak ve alınan sonuçları irdeleyebilmektir.İşletmeyi yönetebilmek için bir çok bilgiye ihtiyaç duyulur. Bu bilgiler yöneticinin elinde olmadan herhangi bir yorum yapamaz. Sağlıklı bir karar da alamaz. Planlama yapamaz. İşletmede karar almaya yardımcı olacak bir çok bilgiyi muhasebe bölümü sağlar. Diğer bölümler de önemlidir ama tüm bölümlerin birleştiği  ilgi ağı muhasebe bölümünden geçer. Bu anlamda muhasebe gerçekten önemlidir. Bu nedenle, muhasebe ve muhasebe bölümü işletme ve yönetici için çok önemli bir bölümdür. Muhasebedeki bilgilerin doğruluğu da bu anlamda yönetici için önem taşır. Zira buradan gelecek doğru bilgilere göre,doğru kararlar alması gerekir. Muhasebe ile diğer bölümler arasında bilgi akışının doğru ve süratli bir şekilde olması lazım. Hatta bu konuda entegre muhasebe ve işletme programlarının olması lazım. Her yöneticinin bu bilgi akışına önem vermesi gerekir. Bu bilgilerin güncel olarak muhasebeye akması gerekir. Öte taraftan yöneticilerin çoğu finansmana çok önem verdiklerinden onlar için muhasebe demek, finansman demektir. Paranın hesabını bildikleri taktirde her şeyin hallolacağını zannederler. Halbuki bir yönetici için cari hesaplar,krediler,borçlar, aktifler, yatırımlar, banka hesap hareketleri, maliyet hesapları ve diğerleri de çok önemlidir. Kayıt dışı ekonominin büyük boyutlarda olduğu ülkemizde; yöneticiler birde gayri resmi muhasebe tutma gereği duyarlar. Buna önem verdiklerinden resmi muhasebelerini de ihmal ederler. Tabiidir ki kayıt dışı çalışan bir firma için,resmi olmayan muhasebe de karar alma sürecinde çok önem taşıyacaktır. Ama bu önem resmi muhasebenin önemini ortadan kaldırmamalı. Gayri resmi yada resmi yaptığınız işlemlerin muhasebede kayıtlarını tutup, sonuçlarını rapor etmezseniz, bilgi hiçbir işe yaramaz. İşletmenin tüm bilgileri muhasebede şekillendirilip rapor halinde yöneticiye gider. Bu bilgiler bazen finansman ile ilgilidir,bazen maliyetler ile ilgilidir, bazen de kârlılıkla ilgilidir. Bazı durumlarda karşılaştırmalı birkaç yıla ait bilgidir. Bazen ödeyeceği verginin, bazen aldığı vergisel risklerin ve bazen de işletmenin kredibilitesinin göstergesi olan bir bilanço ve gelir tablosudur. Yönetici tüm bu bilgileri  yorumlayarak sonuçlarını görerek kararlar verir. Bu bağlamda muhasebe bilgileri işleyerek yöneticiye sunan bir bölümdür. Bu bölüm sağlıklı çalışmalı ve bilgiler zamanında ve doğru işlenmelidir. Yöneticiye zamanında ulaştırılmalıdır. Üretimin planlanması,satış fiyatının belirlenmesi,yatırımlara karar verme, kredibilite vs. bu bilgiler sonucu ortaya çıkar. Muhasebe yönetici ve işletme için önemli bir bölümdür.

Sektörel Muhasebeye İnşaat Sektörü Açısından Bakış

            Türleri itibariyle muhasebe uygulamalarına bakıldığında, özel inşaat işlerinin muhasebe uygulamalarında sektöre özel bir durumun olmadığı görülmektedir. Çünkü özel inşaat işlerinde faaliyet, ister “kat karşılığı” olarak ifade edilen ve üretilen yapıların mülkiyetinin paylaşımı esasına dayanan şekilde, isterse de başkasının arsası üzerinde gerçekleştirilsin, bunlar genel anlamda bir üretim faaliyetidir ve üretilen ürün de stok tanımına uygun şekilde ortaya çıkan bir yapı eseridir. İnşaat faaliyetinin bir parçasını oluşturan arsanın varlığı; bu arsanın inşaat sahibine ait olması ya da başkasının mülkiyetinde olan arsanın üzerine konut veya iş yeri karşılığında yapılıyor olması durumu değiştirmez (Bekçi ve Nergiz, 2011:125). Bu bağlamda yapılacak muhasebe uygulamaları açısından da bir farklılık olmayacaktır. Söz konusu inşaat işinin aynı dönemde tamamlanmış olması ya da olmaması da bu durumu değiştirmemektedir. Taahhüt şeklinde olmakla birlikte başlama ve tamamlanma tarihleri aynı dönemde olan inşaat işleri ise normal bir hizmet üretim işleminden farksızdır (Yereli vd., 2011:115). Dolayısıyla muhasebe uygulamaları açısından bakıldığında sektöre özel bir uygulamadan bahsedilemez. Ancak başladığı takvim yılı içerisinde tamamlanamayan taahhüt şeklindeki inşaat işlerinde durum, gerek vergi mevzuatı ve gerekse TMS/TFRS açısından farklılaşmaktadır. Kamu kurum ya da kuruluşlarına gerçekleştirilen inşaat taahhüt işlerinde ise bir iş yapım şekli olarak görmekte olduğumuz KÖİ yöntemine dayanan inşaat işleri de genellikle başladığı takvim yılında tamamlanamayan büyük ölçekli işlerdir. Bu açıdan bakıldığında, yıllara yaygın inşaat ve taahhüt işleri kapsamında ilgili vergi mevzuatı ve TMS/TFRS kapsamında değerlendirileceği kabul edilebilir. Ancak burada da işin tamamlandığı tarih itibariyle yapılan eserin ve kullanımı içerisinde olan demirbaş ve tesislerin mülkiyetine sahip olmamakla birlikte belirli bir süre kullanım hakkının müteahhit firmada kaldığı görülmektedir. Bu sürelerin genellikle yirmi yıldan aşağı olmadığı da dikkate alındığında, karşımıza özellik gösteren muhasebe uygulamalarının çıkacağı da bir gerçektir.

Yıllara Yaygın İnşaat Taahhüt İşlerinde Vergi Mevzuatı Açısından Muhasebe Uygulamalarında Yaşanan Sorunlar

            Vergi mevzuatı kapsamında muhasebe uygulamalarında en fazla sorun özel inşaat işlerinde görülmektedir. Özellikle toplam maliyetin önemli bir kısmını oluşturan arsa maliyetinin belirlenmesi sırasında, satın alınan arsa üzerinde ya da arsa payı karşılığında alınan arsa ya da miras kalan arsa üzerinde inşaat faaliyetinin yapılmasına bağlı olarak uygulama farklılıkları söz konusu olacaktır. Bu durumda arsa için emsal bedelin ve KDV matrah ve oranlarının, faaliyet sonucunda ise hasılatın ve karın tespiti önemli olmaktadır. Buralarda yapılabilecek yorum ya da değerlendirme hataları, işletmeleri önemli vergi sorunlarıyla karşı karşıya bırakabilecektir. Ancak özel inşaat işleri bu çalışmanın kapsamı dışında tutulacaktır. Taahhüt şeklinde gerçekleştirilen inşaat işlerinde ise vergi mevzuatı açısından karşılaşılan belli başlı sorunlar şunlardır;

  • İşe başlama ve bitiş tarihinin tespiti,
  • KDV matrahının ve oranlarının tespiti,
  • KDV iadesi,
  • KDV ve Gelir Vergisi Tevkifatı uygulaması,
  • Ticari kazancın tespiti ve vergilendirilmesi,
  • Ortak genel giderlerin dağıtımı.

Yıllara Yaygın İnşaat Taahhüt İşlerinde TMS/TFRS Açısından Muhasebe Uygulamalarında Yaşanan Sorunlar

            Yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerine ilişkin muhasebe uygulamalarındaki asıl önemli konu, sözleşme gelir ve maliyetlerinin inşaat süresi kapsamındaki muhasebe dönemleriyle ilişkilendirilmesidir. Yap-İşlet-Devret şeklindeki inşaatlar ile özel inşaat işleri dışındaki müşteri adına ve hesabına yapılan yıllara yaygın inşaat ve onarım sözleşmelerine ilişkin gelir ve maliyetlerle ilgili muhasebe uygulamalarının açıklanmasını amaçlayan TMS 11- İnşaat Sözleşmeleri Standardı, esasta “tamamlanma yöntemi” ve “tamamlanma yüzdesi (aşamaları) yöntemi” olmak üzere iki temel yöntemin kullanılmasını öngörmüştür. Söz konusu standart, bir inşaat sözleşmesinin sonucu güvenilir bir biçimde öngörülebiliyorsa, inşaata ilişkin gelir ve maliyetlerin bilanço günü itibariyle sözleşme faaliyetlerinin tamamlanma yüzdesi esas alınarak finansal tablolara yansıtılmasını, aksi durumda ise tamamlanma yönteminin kullanılmak zorunda kalınacağını öngörmektedir (Acar, 2013:25, 32). Ancak söz konusu standart TFRS 15- Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardının 01.01.2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi ile birlikte yürürlükten kalkmıştır. Bu bağlamda 01.01.2018 tarihinden itibaren daha önce TMS 11’in kapsamında yeralan inşaat işlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin esaslar konusunda TFRS 15’in kullanılması gerekmektedir. TFRS 15, TMS 11’den farklı olarak sadece inşaat sektöründeki işletmelerin muhasebe uygulamalarına yönelik hükümler getirmemektedir. İnşaat sektörü yanında, yazılım, perakende ve telekomünikasyon gibi sektörlerde faaliyette bulunan ve müşteri ile sözleşme yapılmış olması esasına dayanan işlerin muhasebeleştirilmesinde uygulanacak esasları göstermektedir. Bu nedenle TFRS 15, hasılatın tanınmasında 5 aşamalı bir yöntem kullanılmasını öngörmektedir (Arabacı, 2017:63). Bunlar;

  1. Müşteriyle Olan Sözleşmeyi Belirlemek,
  2. Sözleşmedeki Performans Yükümlülüklerini Belirlemek,
  3. İşlem Bedelini Belirlemek,
  4. İşlem Bedelini Sözleşmedeki Performans Yükümlülüklerine Dağıtmak,
  5. İşletme Performans Yükümlülüğünü Gerçekleştirdiğinde Hasılatın Tanınması.

            Standart yukarıdaki aşamaların gerçekleştirilmesi sırasında uyulması gereken usul ve esasları da detaylı olarak tanımlamıştır. İşletme, hasılatın finansal tablolara alınması aşamasında ortaya çıkacak tutarı ilk olarak işlem bedelini tespit ederek gerçekleştirmektedir İşlem bedeli, işletmenin üçüncü şahıslar adına tahsil edilen tutarlar hariç (örneğin, bazı satış vergileri), taahhüt ettiği mal veya hizmetleri müşteriye devretmesi karşılığında hak etmeyi beklediği bedeldir (Ataman ve Cavlak, 2017:412,413).

Sonuç

            Muhasebe, işletme sistemi içinde kendine özgü, geleneksel düzenlemesi ile yılların birikiminden oluşmuş ahlak kuralları olan bir meslektir. Diğer bütün meslekler gibi, muhasebeciler de şirket iflaslarının, işletme yolsuzluklarının, başarısız düzenlemelerin ve çevresel felaketlerin baş gösterdiği, değişen bir dünyada faaliyet göstermektedirler. Muhasebecilerin karar verme sürecine dahil olan bireyleri karşı karşıya getiren ahlaki kuralları benimsemeye ve dikkate almaya yönelik baskılardan haberdar olmaya ve yönetim kararlarından, potansiyel mesleki uygulamalardan memnuniyet duymaya ihtiyaçları vardır. Mesleğin yeni yüzyılın başındaki en önemli sorunları; küreselleşme olgusu karşısında uluslararası muhasebe standartlarına ve uluslararası denetleme standartlarına uyum sağlanması ve örgütsel yapısının yeniden gözden geçirilmesidir. İşletmeleri vücut sistemi olarak düşünür ise muhasebe bölümü vücudun iyi işlemesi ve de daha da iyiye gitmesi için onu mali veriler ile sağlık testine sokan, analiz eden, sonuçları raporlayan ve de reçetesini yazan doktordur.

            İnşaat faaliyetlerini türleri açısından incelemek suretiyle sektörel muhasebe uygulama sorunlarına baktığımızda karşımıza, vergi mevzuatı ve TMS/TFRS hükümlerine uygun olma açısından iki temel konu çıkmaktadır. Bu çerçevede başladığı takvim yılında tamamlanan özel (yap-sat) inşaat faaliyetleri ile taahhüt şeklinde gerçekleştirilen inşaat faaliyetlerinde muhasebe uygulamaları açısından özellik arz eden bir konu bulunmamaktadır. Bu türden faaliyetlerin muhasebe uygulamaları, fiziksel bir mamul üreten işletmeler ile hizmet üreten işletmelerdekine benzer şekilde gerçekleşecektir. Farklılıklar daha çok başladığı takvim yılı içerisinde tamamlanamayan inşaat taahhüt faaliyetlerinde kendini göstermektedir. Söz konusu faaliyetlerin muhasebe uygulamalarına yön veren unsurlardan birisi olan vergi mevzuatına uygun hareket edilmek suretiyle kayıt altına alınması, birçok işletme için birincil öncelik taşımaktadır. Bu durumda işletmelerin KDV matrahının, vergi oranlarının ve tevkifatlarının doğru şekilde tespit edilmesi yanında, ticari kazancın da doğru ve uygun zamanda tespit edilerek vergilendirilmesinin gerçekleştirilmesi, en önemli konu başlıkları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda uygulanması zorunlu olan tamamlanma yönteminin barındırdığı sakıncalar ve buna karşılık ilgili muhasebe standartlarının getirdiği farklı uygulamalar, inşaat sektöründeki işletmelerin faaliyet sonuçlarını yansıtan finansal tablolarının birbirini takip eden dönemler itibariyle karşılaştırılabilirliği konusunda önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. TMS/TFRS’ler inşaat işletmelerinin muhasebe uygulamalarında da önemli referans kaynaktır. Bu bağlamda daha önce sektörel muhasebe uygulamalarına yön veren TMS 11- İnşaat Sözleşmeleri Standardının kaldırılması ve yerine getirilen TFRS 15- Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı, uygulamalar konusunda sektörde yaşanan zorlukları belirli ölçüde ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu değişiklik ile finansal tablolaron doğasına uygun şekilde hazırlanabilmesi için tamamlanma yüzdesi yönteminin uygulanması önem kazanmakta ve uygulama sırasında yukarıda da değinilmiş olan beş aşamanın sırasıyla yerine getirilmesi belirtilmektedir. İnşaat taahhüt işlerinin yapım şekilleri konusunda son zamanlarda sık sık duymaya başladığımız KÖİ sözleşmeleri de üzerinde durulması gereken özel bir alan şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Hukuki farklılıkları bir yana, muhasebe standartları açısından da dikkat edilmesi gereken KÖİ faaliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde TFRS 15 dışında en önemli referanslardan birisi de TFRS Yorum 12’dir. İşletmelerin yukarıda da özetle değinildiği üzere yapım aşamasında özellikle TFRS Yorum 12’ye uygun olarak varlıkları muhasebeleştirilmesi önemlidir. Finansal tabloların doğru sınıflandırılması açısından önemli bir husus olan bu durum, ayrıca işletmelerin faaliyet sonuçlarının doğru değerlendirilmesi açısından da önem taşımaktadır.



Bu yazı 988 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
Henüz anket oluşturulmamış.
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI